Toprak Aykan Yazdı; Marx Örneği: Hukuk Dünyayı Anlamaya Yetmez Ama Yardımcı Olabilir

Babası Yüksek Temyiz Mahkemesindeki davalarda görev alan bir avukat olan Marx, üniversitede hukuk eğitimi almıştı. 1835 yılında Bonn’a gitmiş, 1836 yılında ise hukuk öğrenimini tamamlamak üzere Berlin Üniversitesi’ne geçmişti. Dünyayı anlamlandırma ve değiştirme yolundaki en önemli adımı atan bu kişiye ait  çalışmaların çıkış noktasının “hukuk” olmasının nedenini anlayabilmek için “hukuk öğrencisi Marx’a” bakmak gerekiyor. 

1837 Kasım’ında, henüz 19 yaşındayken babasına yazdığı mektupta Marx, hukuk konusundaki çalışmalarını ve çalışmalarında yaşadığı tıkanmayı anlatmıştı. Bu tıkanma esas olarak, edebiyatta olduğu gibi hukuk konusunda da idealist yaklaşımını fark etmesinden kaynaklanıyordu.  
Bir diğer deyişle; “Gerçek olan her şey puslu bir hal aldı ve puslu olan da kesin sınırlardan yoksundu.”

Birçok düşünürün çalışmalarının eleştirisi ile ilerleyen Marx, aynı özeni kendi çalışmalarında da gösteriyordu. Hukuk konusundaki eleştirisi genel olarak, gerçek hukuktan kopmuş temel ilkeler, tanımların aktarılması ve konuyu yaşayan ve çok yönlü gelişen bir şey olarak ele almak yerine dogmatizme düşmekti. Kendisi de bu hataya düşen Marx, daha sonra bu hatayı fark ederek başka denemeler yapmıştır. Ona göre; “Soyutlamaları soyutlanandan kopararak derinleştirmek, kendi içinde bir amaca dönüştürmek, araştırıcıyı idelere götürmektedir.” 
Bunun doğruluğunu hukuka bulunduğumuz zamandan bakarak daha net görebiliriz.  Bugün temel hak ve hürriyetler başlığında dünya genelinde yaşanan gerileme bir yanda iken hukukun saç yumağı haline gelmiş doktrini bir yandadır. Dökülen her saçı halkların dişi ve tırnağı ile kazandığı bir hak olarak düşünürsek, ortaya çıkan yumağı da hukukun karmaşıklaştırmak, anlaşılmaz hale getirmek ve benzerlerini yaparken çözümü,  sadeliği, adaleti ve benzerlerini sağlamamasına  benzetebiliriz. Dökülme dönem dönem sadece durabilse de yeni saç ancak hukuk penceresinden uzaklaşıldığında çıkabilecektir.   

Bunun nedenini Marx’ın hukukla kurduğu ilişkiden anlayabiliriz. Onun için hukuk, dünyayı anlayabilmek konusunda kışkırtıcı bir rol oynamakla birlikte ötesine geçmedi. Çünkü  daha sonra edebiyat konusunda bazı girişimlerde bulunduktan sonra asıl istediğine kavuşmuştu. Bundan sonra yoluna felsefe ile devam etmiş olsa da gazetecilik yıllarında hukukla yine uğraşmıştır.  Gazetede yazdığı ilk siyasi makalesi, “Prusya Sansür Yönetmeliği” hakkındaydı. Bunun böyle olması elbette sıra dışı değildir. Ancak devletin ve uyguladığı hukukun burjuvazinin hizmetinde olması düzeyinde de basit değildir. Bunu daha iyi anlayabilmek için Marksizm’in, hukuk hakkında söylediklerine bakmak gerekiyor.

Marx’ın hukuk konusundaki eleştirileri genel olarak dünyanın hukuksal bir bakışla algılanmasında somutlaşmıştır. Bilindiği üzere hukuk üzerine çok fazla yazıp çizmemiştir. Bunun nedeni sadece niyetlenmesi ancak zamanın acımasızlığı değildir. Aksine meselenin özüne ilişkin çalışmalara ağırlık vermesi ve bu konuları sonraya bırakması gayet anlaşılır bir durumdur. Onun bu boşluğunu ise ölümünden sonra Engels ve Kautsky doldurmaya çalışmıştır. Yazdıkları makale Marksizm’in hukuk konusundaki tezinin yalın bir hali olarak nitelenebilir. Bu makaleyi başka bir yazımızda ayrıca incelemekle birlikte şimdilik birkaç başlığa değineceğiz. 

Hukukçular Sosyalizmi

“Burjuvazinin hukuk hayali işçi sınıfının içinde bulunduğu durumu bütünüyle ifade etmeye yetmez, işçi sınıfı şeylere ancak kendi gerçeklikleri içinde, hukuksal renklerle boyanmamış gözlüklerle bakarsa bu durumu tam olarak tanıyabilir.”

“Hukuksal renklerle boyanmamış bakış açısı ise tarihsel maddeciliktir.”

Çoğunluğun bildiği yapı-üstyapı ilişkisinde işçi sınıfına gösterilen yolun yalın bir anlatımıdır bu alıntı. İşçi sınıfı bu hayalin ve düşüncelerin ekonomik yaşam koşullarından geldiğini bilmelidir. Bugün hukuk için daha karmaşık bir hale geldiğini söyleyebiliriz ancak yapılan aleni ihlaller ve gizlenemeyen emeller ile ilişki daha kolay anlaşılır hale gelmektedir. Bunu hukuk-devlet, hukuk-iktidar ilişkisinde daha çok yaşasak da Türkiye gibi hukuk konusunda gelişmemiş bir ülkede çevre talanı, sermayeye açılan alanlar, OHAL’de grevlerin yasaklanması gibi sayısız hizmet, hukuk – burjuvazi ilişkisini de net bir şekilde görmemizi sağlıyor.

Söz konusu makalede Engels ve Kautsky işçi sınıfına burjuvazi gibi bir hukuksal bakış/anlayış tarif etmemektedir. Bunun nedeni asıl olarak hukuk-burjuvazi ilişkisinde hukukun “ifade etme” gibi bir rol üstlenmesinden kaynaklanıyor. Hukukun ifade etme rolü ise, doğrudan bir yansıtma olmayacağını işaret eder. Çünkü anlatılan, mevcut iktisadi sistemin hukuksal olarak bir kez daha hukuk alanında kurulmasıdır. Engels de bunu “her özel durumda ekonomik olgular, hukuksal yaptırımdan yararlanmak için hukuksal biçim kazanmak zorundadır.” şeklinde ifade etmiştir.

Hukukun kendi gerçekliğini kurması ise elbette birtakım çelişkileri yaratacaktır. Çünkü canlılık, yeniliklere ayak uydurmak gibi özelliklere sahip olması gereken hukuk, diğer taraftan belli bir düzene oturması için gerçekten bir ölçüde soyutlanır. Ve öyle bir noktaya gelir ki, artık şeyler bu soyutlamalara uyduğu ölçüde kapsamına girebilir. Kopuş da tam olarak burada gündeme gelir. 

Özetle, Marksizm’de hukukun kendi gerçekliğini yaratma durumu ve bir yandan kendi çelişkilerini  gidermeye çalışırken bir yandan da ekonomik ilişkiyi ifade etme rolü her ne kadar karmaşık bir durumda ilerlese de belli bir özerkliğe sahiptir. Engels’in cümleleriyle söyleyecek olursak; “Hukukun gelişim seyri, büyük ölçüde şöyledir; iktisadi ilişkilerin, hukuksal ilkelere doğrudan çevrilmesinden  doğan çelişkiler giderilmeye ve uyumlu bir hukuk sistemi yaratılmaya çalışılır; ardından daha sonraki iktisadi gelişmenin etkisi ve baskısıyla hukukun, iç çelişkiler yaratan sürekli ihlaliyle karşılaşılır.”

Hukukun iktisadi sistemi de aşan ve normalleştirilen ihlalleri peki bizi nereye götürür? Her günü yeni bir adaletsizlikle ve skandal bir kararla karşılarken hukukun meşruluğu halk nezdinde ne anlam ifade eder? Son olarak hukukun avukatlar için artık birkaç hak kırıntısı elde edebilmek için sistemin açıklarını zorlamak haline geldiği bir noktada yapılması gereken nedir? 

Bu sorular, üzerine tartışılması için birçok hukukçuyu aramaktadır…

Kaynakça:  1) http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/466/5328.pdf

                    2) http://www.anayasa.gen.tr/hukuk-nereye-gidiyor.htm     

Leave a Reply

Your email address will not be published.