Server Tanilli’ye Dair…

Server Tanilli’yi hafızalarımızda unutulmaz kılan ve ölümünün ardından 7 yıl sonra bile öğrencileri tarafından anılmasını sağlayan, Anayasa hukukçusu, sosyolog, siyaset bilimci kimliklerinin ötesinde, çağına ve toplumuna karşı olan sorumluluklarının bilincinde devrimci bir profil çiziyor oluşuydu. Tanilli’nin doğru bildiklerini söylemekten çekinmeyen tavrı, baskılara boyun eğmeyen mücadeleci kişiliği ile birleşen akademik bilgi birikimi onu gerçek bir aydın yapıyordu.

Tanilli 50’li yıllardan başlayan eğitiminin niteliksizleşip, akıldan ve bilimden kopuk hale geldiği süreci şöyle özetliyordu: “ Liseler, gençlere – hemen hemen – hiçbir şey vermiyordu. Tarih, felsefe, sosyoloji, edebiyat ve sanat gibi kültürün temel konularında, öğrencilerin kafalarına yalan yanlış, abuk sabuk, ipe sapa gelmez birtakım şeyler tıkıştırılıyordu. Ne gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşım, ne de bir bütün olarak kucaklayış kültürü. Bir bölük pörçüklük, bir derme çatmalık, bir keşmekeş kısacası. Niçin böyleydi bu? Çünkü egemen sınıflar, özellikle 50’li yıllarla beraber, gençlerin uyanmasını istemiyorlardı. Öyle olduğu için de, daha liseden başlayarak, gözlerinin önüne bir ‘duman perdesi’ çekip, içinde yaşadıkları çağa ve topluma yabancılaştırıyorlardı. (…)” İşte tam da böyle bir ortamda, çağına ve toplumuna karşı sorumluluklarının bilincinde bir aydın olmanın gereği olarak, liseden üniversiteye geçen gençlerin kültür açığını gidermek amacıyla Uygarlık Tarihi’ni yazdı. Bir öğrencisinin emniyet müdürlüğüne yazdığı bir mektupla, kitapta “komünizm propagandası” yapıldığı iddiasıyla ihbar edildi ve yargılanmasından, silahlı saldırıya uğramasına kadar ilerleyen süreç böylece başlamış oldu.

Bilim Adamı Olduğum İçin Tarafsız Kalamazdım!

Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yargılandığı sırada bir bilim insanının bilimsel çalışmalarından ötürü hesap vermemesi gerektiğini vurguladı ve toplumcu hukuk anlayışına yön veren o ünlü savunmayı yaptı: “İçinde yaşadığımız çağa ve topluma, bir bilim adamı gözüyle, yani objektif olarak baktım. Öyle olduğu için de tarafsız kalmadım, kalamazdım. Evet, bir görüşün insanıyım. Bir bilim adamı olarak zaten böyle bir görüşün sahibi olmam gerekir.” 30 Eylül 1975’te açılan dava, 31 Mart 1978’de beraatle sonuçlandı.

Sol kimlikli aydınların, faşist çetelerce suikastlara uğradığı, bilim insanlarının ardı ardına faili meçhul cinayetlere kurban gittiği bir dönemdi. Server Tanilli, sıranın kendisine geleceğini tahmin ediyordu. Nitekim öyle de oldu, 1978’in Nisan’ında, beraat kararından yalnızca bir hafta sonra evinin önünde silahlı suikast girişimine uğradı ve bu saldırının sonucunda felç kaldı. Tedavi görmek için gittiği yurt dışında uzun bir tedavi sürecinin ardından kitaplarını daha rahat yazmak, daha rahat okumak ve bilimsel araştırmalar yapmak amacıyla orada kaldı. 18 yıl memleket özlemi çektikten sonra ülkesine döndü ve Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapmaya başladı.

Hayatının Ülkesine Adamış Üretken Bir Aydın

Toplumu aydınlatmak, kültürel bilgi birikimini aktarmak amacıyla “ Uygarlık Tarihi”, “Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz”, “Yüzyılların Gerçeği ve Mirası”, “Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz” gibi daha birçok eser kaleme aldı.

Server Tanilli, hayatını ülkenin sorunlarına çözümler arayarak, entelektüel üretimde bulunarak, haksızlık ve hukuksuzluklarla mücadele ederek geçirmiştir. Hiçbir baskıya boyun eğmemiş, her türlü sömürünün karşısında durmuş, bağımsız bir Türkiye için mücadele vermiştir.

Dinci gericiliğin daima sistem için kullar yarattığını söylemiş ve gericiliğe karşı laikliği savunmuştur. “Ne Olursa Olsun Savaşıyorlar Kadın Sorununun Neresindeyiz?” adlı kitabında kadınların toplumsal hayatta uğradıkları ayrımcılıktan, bunların hukuktaki yansımalarından bahsetmiş ve kadın erkek eşitsizliğinin nedeninin kadın erkeğin doğasından kaynaklanmadığını, bunun tarihin bir sonucu olduğunu belirtmiştir. Gençliği aydınlatmak, bilgilendirmek için var gücüyle çalışmıştır. Kürt sorununa duyarsız kalmamış ve bu sorunun çözümünün Türkiye işçi ve emekçi sınıfı ile Kürt halkının ortak mücadelesiyle çözülmesi gerektiğine değinmiştir. Server Tanilli bir aydın olarak çağındaki hiçbir soruna ilgisiz kalmamış, hepsi üzerine kafa yormuş ve mücadelenin gerekliliğini vurgulamıştır.

Günümüzde; düşünce özgürlüğünün yok edildiği, baskının arttığı, emek sömürüsünün derinleştiğiı, zenginler giderek zenginleşirken fakirin daha da fakir olmaya mahkum edildiği, kadın düşmanlığının bizzat iktidar partisinin kendi söylemleriyle güçlendirildiği, farklı din, kültür veya ırka mensup olanların yaşam hakkı için dahi mücadele etmek zorunda olduğu bir Türkiye’de direngen ve yol gösterici  aydınların aklına ve cesaretine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor, bu aydınlardan biri olan Server Tanilli hocamızın yokluğunu hissediyor ve onu her geçen gün daha çok özlüyoruz.

Umutsuz Değiliz!

Çizdiğimiz tüm bu olumsuz tabloya karşın umutsuz değiliz. Hukukta toplumcu tavrı benimseyen genç hukukçular olarak, Server Tanilli hocamızın bizlere bıraktığı mirası sahipleniyoruz. Karanlığa karşı aydınlığı, cehaletin karşısında aklı ve bilimi, haksızlığın karşısında haklıyı savunuyoruz. Tüm bu sorunların çözümünün hocamızın uğrunda mücadele verdiği aydınlık bir ülkeyi kurmaktan geçtiğine inanıyoruz. Kararlılıkla, yılmadan mücadele edeceğimizi ilan ediyoruz. Server Tanilli’nin dediği gibi “ O hengamede bir şeyi açıkça öğrendim: Egemen sınıflar resmi ideolojiyle oynamasını hazmedemiyorlardı. Cesareti gösterenlere karşı da yapmayacakları yoktu ama ne olursa olsun kazanan bendim yine de. İlerici, demokrat, devrimci düşünce kısacası.”

İnanıyoruz, mutlaka kazanacağız.

Yaren Tunç – İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Leave a Reply

Your email address will not be published.