Röportaj: Av. Selvi Yüzbaşıoğlu; Gerçek Sorumlular Yargıdan Kaçırılıyor!

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018 tarihinde 25 kişinin hayatını kaybettiği 328 kişinin yaralandığı tren faciası sonrasında hiçbir bürokrat yahut bakanın istifa etmemesi, sadece 4 şüpheli hakkında dava açılırken geri kalan şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verilmesi ile birlikte ailelerin ve kamuoyunun adalet beklentisinin gerçekleşmeyeceği anlaşılmış oldu. Tıpkı, Soma ve Aladağ katliamında olduğu gibi. Bunun üzerine adalet nöbetine başlayan aileler seslerini duyurmaya çalışırken, avukatları da adaletin sağlanması için hukuk mücadelesini yürütmeye devam ediyorlar. Davanın 1. Duruşması 03.07.2019 Tarihinde görülecek olup dosya avukatlarından Av. Selvi Yüzbaşıoğlu ile davanın geldiği aşamayı, atacakları adımları ve gidişatını konuştuk.

Hukuk Ötesi: Tren faciasında sorumlulardan sadece 4 sanık hakkında dava açılırken diğer sorumlular hakkında takipsizlik kararı verildi. Bu durumda kamuoyunda yine adaletin tecelli etmeyeceği ve iktidara yakın bürokratların korunacağı algısını güçlendirmiş oldu.

Selvi hanım dava sürecinden, takipsizlik kararları ve buna karşılık attığınız ve atacağınız adımlardan bahsedebilir misiniz?

Av. Selvi Yüzbaşıoğlu: Çorlu Tren katliamı gerçekleştikten sonra olayın olduğu gece, savcılıkça hangi kriterlere göre seçildiğini bilmediğimiz 5 bilirkişi olay yeri keşif tutanağı düzenlemek üzere, olay yerine getirildi.  Heyetteki 5 bilirkişiden 2 tanesi Ulaştırma Bakanlığı ile ilişkileri olan kişilerdir; Prof. Dr. Bekir Sıddık Binboğa Yarman aynı zamanda Çorlu tren kazası hattında sinyalizasyon çalışmasını yapan Savronik Sistem Anonim Şirketi’nin yönetim kurulu üyesidir.

Prof. Dr. Mustafa Karaşahin Pamukova Tren katliamında bilirkişi heyetinde yer almış, Pamukova tren katliamını adeta aklayan kişilerden biridir. 2012-2014 yılları arasında Çorlu faciasının meydana geldiği Trakya Demiryolu Hattı Yenileme Projesi’nde danışmanlık hizmeti vermiştir.

Söz konusu bilirkişiler Çorlu Tren Katliamı dosyasında sanık sıfatıyla dosyada yer alması gerekirken,  bilirkişi heyetinde yer almışlardır. Bilirkişi Heyeti Üyelerinin Tarafsız, Bağımsız ve Objektiflik Sorunu nedeniyle tüm mağdur aileler ve avukatları tarafından söz konusu heyet reddedilmiş, yeni bir heyet atanması ve yeni bir rapor hazırlanması için itirazlar savcılığa sunulmuş olsa da savcılıkça tüm itirazlar görmezden gelinmiş ve dosyaya yeni bir heyet atanmamıştır.

08.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda yönetimsel ihmaller tek tek tespit etmiş olmasına rağmen, “Yapısal Organizasyon ve Yönetim Bloğunun (TCDD Genel Müdürü ve Teknik Alt Yapı) kusurlarının bulunmadığı kanaatine varılmış adeta TCDD üst düzey yönetimi aklanmıştır.

Yine Bilirkişi raporunda 4 TCDD alt düzey çalışanı asli kusurlu olarak tespit edilmiştir. Bu kişiler ve görevleri şu şekildedir;

1- CELALEDDİN ÇABUK   :Hat Bakım ve Onarım Memuru

2- ÇETİN YILDIRIM             :Köprüler Şefi

3- ÖZKAN POLAT               :Yol Bakım Onarım Şefi

4- TURGUT KURT                : Demiryolu Bakım Müdürü

Savcılıkça söz konusu bilirkişi raporuna dayanarak 19.02.2019 tarihinde Siyasetçiler, Bürokratlar ve TCDD’nin Üst Yönetiminde yer alan kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Savcılıkça takipsizlik kararında şüpheliler daha önce karşılaşmadığımız şekilde genel bir ifade ile tanımlanmıştır. Kimdir bu haklarında takipsizlik kararı verilen bürokratlar siyasetçiler ve TCDD üst düzey yönetimi? Haklarında neden takipsizlik kararı verilmiştir? Görevleri nedir? Savcılık bu soruların hiçbirine yanıt vermemiştir.

 20.02.2019 tarihinde tefrik(ayırma) kararı verilmiş. Söz konusu ayırma kararında şüpheli tanımlamasında TCDD 1. Bölge Yetkilileri denilmiştir. Bu yetkililerin kimler olduğu aradan geçen 7 aydan fazla sürede belirlenememiş midir?

26.02.2019 tarihinde ise Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame yazılmıştır. Savcılık iddianame ile bilirkişi raporunda asli kusurlu olarak gösterilen 4 TCDD çalışanını şüpheli olarak belirlemiş ve suç tanımını ise Taksirle Ölüme ve Yaralamaya Neden Olma  (TCK 85/2) şeklinde tanımlamıştır.

Burada aklımıza şu sorular geliyor. Bunca ihmalin neden olduğu 25 kişinin yaşamını yitirdiği 328 kişinin yaralandığı bu olayda;

Hattın yenileme, bakım ve denetim çalışmalarının usulüne uygun yapılmamış olmasından yalnızca 4 alt düzey çalışan mı sorumludur?

Elektronik kontrolün sürekliliği sağlanmadan yol bekçilerinin kaldırılmasına ve bu hattın adeta kaderine terk edilmesine yine yalnızca bu 4 alt düzey TCDD çalışanı mı karar vermiştir?

Meteorolojik değerlendirme yapacak bir uzman birimin bulunmaması, bu değerlendirmeleri yapmak üzere bir birim oluşturulmamış olması Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD yönetiminin sorumluluğunda değil midir?

Hattın bakım onarım ihalelerinin ödenek bulunmadığından dolayı iptal edilmesine bu 4 alt düzey çalışan mı karar vermiştir?

Savcılıkça verilen takipsizlik kararına tüm mağdurlar, mağdur yakınları ve avukatları olarak itiraz edilmiş itirazlarımız, Çorlu 1. Sulh Ceza ve 2. Sulh Ceza hakimliği tarafından, savcılıkça şüphelilerinin kim olduğu dahi yazılmamış olan tefrik kararı işaret edilerek reddedilmiştir.

Bu ret kararlarına karşı, yaşam hakkının ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edilmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılmıştır. Aileler demokratik haklarını kullanmak, basın açıklaması ve sonrasında başvuru yapmak üzere Anayasa Mahkemesi önünde toplandığında ise polis şiddeti ile karşı karşıya kalmışlardır. “Çocuğum rayların altında can verdi” diye haykıran anneler polis tarafından kolundan tutup fırlatılmış, yine çocuğunu kaybetmiş bir baba gözaltına alınmaya çalışılmıştır.

 Meslektaşlarım ve aileler olarak bu süreçte gerçek sorumlular yargılanana kadar mücadelemizi gerek mahkemede gerekse sokakta sürdürmeye devam edeceğiz. Gerçek sorumluların yargılandığı güne kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.

Hukuk Ötesi: TCDD Genel Müdürü görevden alınırken hakkında hiçbir soruşturma açılmadığı biliniyor. Bu konu hakkında düşünceleriniz nelerdir, gerçek sorumluların yargılanmayacağı endişesi taşıyor musunuz?

Av. Selvi Yüzbaşıoğlu: TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın 25 kişinin yaşamını yitirdiği Çorlu tren katliamı ve 5 ay sonra meydana gelen ve 9 kişinin yaşamını yitirdiği dönemde TCDD genel müdürlüğü yapmış ve Ankara kazasından hemen sonra görevden alınmıştır.

Görevden alınması yeterli değildir. Önemli olan yargılanmasıdır. Böylesine ihmaller zincirinin sonucunda 25 kişinin hayatını kaybettiği bir katliamın yargılamasında tüm yöneticilerin yargılanması gerekir Çorlu tren katliamı yöneticilerin verdiği yâda vermediği kararlar neticesinde gerçekleşmiştir. Fakat Türkiye’de maalesef her zaman olduğu gibi Çorlu dosyasında da gerçek sorumlular yargıda kaçırılıyor. Yargı önüne çıkmamaları ve olayın aydınlatılmaması için tüm imkânlar seferber ediliyor. Bunu bilirkişilerin seçilmesinden, savcıların hâkimlerin tutumlarına, meclisteki vekillerin araştırma soru önergesine ret yanıtı vermesine kadar çok net bir şekilde görebiliyoruz.  Gerçek sorumlular olarak gördüğümüz mutlaka yargılanmaları gereken başta Dönemin Ulaştırma bakanı, Bakan yardımcısı, Bakanlık Müsteşarı, Müsteşar Yardımcısı, TCDD Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcıları, TCDD Demiryolu Bakım Dairesi Başkanı, TCDD Demiryolu Yapım Dairesi Başkanı, TCDD Demiryolu Düzenleme Genel Müdürü ve TCDD’den ihale alan özel şirketlerdir. Çorlu Tren Katliamı aileleri gerçek sorumluların yargılanması için çok ciddi bir mücadele yürütmektedir. Biz bu mücadelenin kesinlikle boşa olmayacağını mutlaka gerçek sorumluların yargılanacağı inancındayız.

Hukuk Ötesi: Selvi hanım, kamu hizmetlerinin taşeronlaştırılması, piyasaya açılması,  neo liberal politikaların yaşanan tren faciasında rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Selvi Yüzbaşıoğlu:

Son yıllarda art arda gerçekleşen Pamukova’da 41, Kütahya’da 8, Çorlu’da 25, Ankara’da 9 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan tren kazalarının önemli bir nedeni bakım, yenileme çalışmalarının ihale usulü yapılması,  elektronik kontrol ve denetim sistemlerinin devamlılığı sağlanmadan, TCDD bünyesindeki personelin çok ciddi bir şekilde azaltılmasıdır. Demiryolu bakım ve onarım işleri özelleştirilmiş, taşeronlar eliyle yürütülmeye başlanmıştır. TCDD bünyesi ve personeliyle yapılacak işler ihale usulü ile özel şirketlere yaptırılmıştır. Tüm bunların sonucu olarak maliyetleri düşürme çabaları ve bilim ve teknolojik veriler göz ardı edilerek yalnızca maliyet düşürmek amacıyla ucuz malzemeler kullanılmış olması bu kazaların gerçekleşmesine neden olmuştur. Çorlu tren kazasında, kaza adeta geliyorum demiş fakat eksiklikler yetkililerce adeta göz ardı edilmiştir.

Hukuk Ötesi: Ailelerin Adalet Nöbetleri nasıl gidiyor? Destek olmak isteyenler neler yapabilirler. Son olarak neler söylemek istersiniz?

Selvi Yüzbaşıoğlu

Ailelerin hak arayışları kapsamında başlattıkları Nöbet büyüyerek devam ediyor. Her geçen gün toplumsal destek artıyor. Tabi daha geniş kitlelere ulaşabilmek daha ciddi bir toplumsal baskı oluşturabilmek adına nöbetlere özellikle daha çok katılım sağlayarak ailelere destek olunması gerekmektedir. Dosyanın ilk duruşması 3 Temmuz 2019 saat: 10.00’da Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Hem ailelerin nöbetlerine hem de duruşmalara baroların, meslek odalarının, STK’ların katılımı çok önemli.

Çorlu Tren Katliamının mağdurları çok ağır acılar yaşamaktadırlar. Katliamın görünmeyen yüzünde devletin hiçbir şekilde yardım etmediği, yalnız bırakılmış mağdurlarla doludur. Çocuklarını kaybeden anneler babalar, annesini babasını kaybeden 3 yaşında 10 yaşında çocuklar, bedensel bütünlüğü bozulmuş hayatını engelli olarak devam ettirmek zorunda kalan insanlar, eşini kaybettiği için küçük çocuklarıyla tek başına hayat mücadelesi veren kadınlar var. Tüm bu mağduriyetlerin karşısında sorumluların yargılanmaması için elinden geleni yapan hâkimler, savcılar, bilirkişiler, milletvekilleri var. Her gün bu ailelerin acılarına acı katıyorlar.  Çorlu tren katliamı mağdurları hepimiz gibi gündelik hayatlarını yaşayan vatandaşlar iken. Devletin işletmesinde olan en güvenli ulaşım aracı trenle, yalnızca bir yerden bir yere gitmek isterken ihmaller sonucunda hayatlarını kaybettiler. Bu şekilde öngörülebilir ihmaller sonucu başka katliamlar, cinayetler yaşanmaması için birlik olmalı artık bu düzene hep beraber dur demeliyiz.

Hukuk Ötesi: Teşekkürler.

Leave a Reply

Your email address will not be published.