Hukuk Öğrencisi A. Furkan Altındiş Yazdı; Fiyatlandırma Da Muafiyet De İstemiyoruz

Bilindiği üzere yeni asker alma kanunu yasalaştı. Bu yazıda yeni yasadaki bütün maddelere değinmek mümkün olmadığı için kamuoyunun gerekli önemi vermediği ve iktidarın bakış açısını yansıtan iki madde üzerinde yoğunlaşmayı daha önemli görüyorum. Nedir bu iki madde? Birincisi muhalefet tarafından yumuşatılarak geçen, cumhurbaşkanın muafiyet yetki kanunu. İkincisi ise meclisteki görüşmeler sırasında “fiyatlandırma” çalışması yapılan bedelli askerlik kanunu. Sınıfsal ayrımı resmileştirdiği ve bütün ipleri tek adama verdiği gerekçesiyle bu iki kanunu anayasal devlet ve hukuk devleti bağlamında tartışmak gerektiğini düşünüyorum.

Cumhurbaşkanın muafiyet yetkisi diye bildiğimiz 7179 sayılı kanunun 45’inci maddesine bakalım: “Barışta, olağanüstü hal veya seferberlik hallerinde veya savaşta, askerliğini henüz yapmadan, Milli Güvenlik Kurulunca gerekli görülen sahalarda Milli Savunma Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca özel olarak görevlendirilen ve Cumhurbaşkanınca belirlenen şartlara uyanlar, askerlik hizmetinden muaf tutulur.” Maddede birçok kavramın sınırları belirlenmemiş ve  keyfiyete bırakılmıştır. Cumhurbaşkanı kimleri hangi şartlarla askerlikten muaf tutacak?  Milli Güvenlik Kurulu’nun gerekli gördüğü durumlar neler? Görüyoruz ki sözde hukukun üstünlüğünün tanındığı bir ülkede birtakım kişilerin keyifleri, çıkarları daha üstün tutulmaktadır. Kanunun uygulama alanın kanunla sınırlı tutulması yerine iktidarın keyfiyetine ve çıkarına göre yorumlanması hukuk devleti olmaktan çok uzakta olduğumuzun bir göstergesidir.

Bir diğer düzenleme olan bedelli askerlik konusuna girmeden önce Anayasa’nın genel esasları bölümünde yer alan  “Kanun Önünde Eşitlik ” başlığını taşıyan 10’uncu  maddesine değinmek gerekir: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”.  Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi, ‘yasa önünde eşitlik’ olup herkesin aynı hak ve yükümlülüklere sahip olması anlamına gelmemektedir. Eşitlik her yönüyle aynı hukuki durumda olanlar arasında söz konusudur. Hukuk felsefesine girmiş bir deyimle, ‘eşitlerin eşitliği’  anlamındadır. Farklı durumlarda olanlara, yani eşit olmayanlara, farklı kurallar uygulanması, yani ‘eşit olmayanların eşitsizliği’ eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Konuya bu tanım ışığından yaklaşırken maddenin genel esaslar başlığı altında olduğunu vurgulamak gerekir. Çünkü eşitlik ilkesi sadece kanun uygulayıcıya değil kanun koyucuya da hitap eder. Bu bağlamda bedelli askerlik düzenlemesini ele alırsak, Askerlik Kanunu (madde 4 ” Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her erkek, askerlik hizmeti yapmaya mecburdur”) genel kanun, bedelli askerlik öngören kanun ise özel kanun olarak nitelendirilebilir. Bu durumda, özel kanun hükümlerinin uygulanması, eşitlik ilkesinin ihlali sayılmaz şeklinde düşünülebilecektir. Fakat eşitlik ilkesi özel  kanunu koyanları da bağlayan genel ilkelerden bir tanesidir,  dolayısıyla ay sonunu nasıl getireceği düşüncesiyle yediği lokmaların hesabını yapmak zorunda kalan biriyle, bir yemeğe asgari ücretle çalışan işçinin bir aylık maaşını hiç düşünmeden harcayabilen birinin, bedelli askerlik bedelini ödemek bakımından kanun önünde eşit tutulması akla ve vicdana sığmayan bir ayrımcılık örneğidir. Devlete egemen sınıfın hukuk ve kavramlar üzerindeki etkilerini bu kanun açıkça gözler önüne sermektedir. Bu düzenlemenin kime yarar sağladığı açıktır. Bu ülkeye varını yoğunu vermiş emekçiler, yoksullar bir de silah atında burjuvaziyi sırtında taşımaya mahkum edilmiştir.

Başkanlık sistemiyle beraber yürütmenin başı olan partili cumhurbaşkanı, genel başkanı olduğu partisinin mecliste çoğunluk olmasıyla yasama organını da kontrol altına alırken, bir de böylesine görevlendirme yetkisi tek adamın tek adamlığa doymadığını ve devlet organlarını işlevsizleştirdiğinin göstergesidir. Asker alma kanunu bunun bir örneğidir. Bütün yurttaşlara askerlik zorunlu ve eşit olmalıdır. Hiç kimseye keyfi muafiyet uygulanmamalı, tek adam rejimi meşrulaştırılmamalıdır.

Ahmet Furkan Altındiş

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Leave a Reply

Your email address will not be published.