Av. Özge İnce Yazdı; İşletenin Trafik Kazasından Doğan Sorumluluğu ve Kapsamı

İşletenin Trafik Kazasından Doğan Sorumluluğu

Trafik kazalarından doğan tazminat davaları, tazminat ve sorumluluk hukukumuzda önemli yer tutan davalardandır. Trafik kazalarından doğan tazminat davalarında, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunanların yanında, araç işletenin de kusursuz sorumluluğu söz konusudur. Yani, araç işleteni; kazanın meydana gelmesinde bizatihi kusuru bulunmasa dahi; araç işleteni sıfatından dolayı, zarar görenlere karşı sorumludur.

İşleten kimdir?

İşleten kavramı öncelikle araç malikini akla getirse de, araç malikinden daha geniş bir statüyü ifade etmektedir. Karayolları Trafik Kanununun 3. maddesinde “işleten” şu şekilde tarif edilmiştir.

Madde 3: “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehini gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.”

Buna göre:

  • araç sahibi,
  • mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen kişi veya
  • aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehini gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi
  • aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu kanıtlanan kişi,

işleten sayılmaktadır.

Uygulamada genellikle aracın işleteni ile araç maliki aynı kişidir. K.T.K. 85. maddesine göre aracın işletenini tespit etmek için öncelikle aracın trafik kaydına bakılır. Trafik sicilinde araç sahibi olarak görünen kişinin işleten olduğu karinedir. Ancak zarar gören kişi aracın tescil kaydında görünen kişiye değil de başkasına ait olduğunu her türlü delille ispat edebilir. Yargıtay içtihatlarında, bu konudaki delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması şartı aranmıştır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E. 2004/15842, K. 2004/14714, 23.12.2004 tarihli kararında: “… Davacı Hastalık Kasası, sigortalısına ödediği tedavi gideri ve geçici iş göremezlik tazminatını, olaya neden olan sürücü ve aracın kayıt malikinden rücuen istemiş, yerel mahkemece sürücü yönünden dava kabul edilmiş ise de, işleten olaydan önce harici senetle aracı üçüncü kişiye satmış bulunduğundan araç üzerindeki fiili hakimiyeti sona erdiğinden bu davalıya yönelik dava husumetten reddedilmiştir. Araç trafikte davalı M. S. Ö. adına kayıtlıdır. Davacı da bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu gereği trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Bu bakımdan işletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman ispatlanabilirse de, bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarar gören taraf ve haleflerinin haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması gerekir. Somut olayda araç olay tarihinden sadece birkaç ay önce adi senet ( galeri satış senedi ) ile haricen satılmış olup, bu tür satımlar noter huzurunda yapılmadığından hüküm ifade etmezler. Kaldı ki davalı, başka bir kişinin aracını kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini ve araç üzerindeki fiili tasarrufu bulunduğunu geçerli delillerle ispatlamış değildir. Başka bir deyimle, bu yönün tanıkların sözleriyle doğrulanması davacının hukukunu etkilemez. O halde adı geçen davalı hakkında da işin esasına girilerek bir karar vermek gerekirken husumetten ret kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir…” denilmekte, araç üzerindeki fiili tasarrufun güçlü delillerle kanıtlanmış olması gerektiği belirtilmektedir.

İşletenin Sorumluluğu

Karayolları Trafik Kanunu Md. 85/1. “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmünü içermektedir. Buna göre, zarara; motorlu aracın işletilmesinin sebep olması halinde, aracı işleten ve aracın işleteninin bağlı olduğu teşebbüs sahibi hakkında kusursuz sorumluluk ilkelerini öngörmüştür. Bu durumda işleten hiç kusuru bulunmasa bile doğan zarardan sorumlu tutulabilecektir. Ancak bununla birlikte 86. maddede ise işletenin sorumluluğunun ortadan kalkabileceği veya sorumlu olduğu tazminat tutarının azaltılabileceği bir düzenlemeye yer verilmiştir:

Madde 86: “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir.”

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2011/1517, K. 2012/1373, 9.2.2012 tarihli kararında: “… 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi delaletiyle 85. maddesinde aracın işletilmesi nedeniyle meydana gelen zararlardan araç işleteninin sorumlu olduğu ve işletenin bu sorumluluğunun karşılanması için trafik sigortası yaptırmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir. O halde trafik sigortası araç işletenin sorumluluğunu üzerine almış bulunmasına göre ancak işletenin zarardan sorumlu tutulabildiği hallerde zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı yasanın 86. maddesinde araç işleteni, kazanın üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklandığını kanıtlaması halinde sorumluluktan kurtulacağı belirtilmiştir. Dava konusu olayda dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu eylemi kazaya neden olmuştur. Bu nedenle araç işleteni ve trafik sigortacısının meydana gelen zarardan sorumlu tutulması mümkün değildir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir….” denilmişitr.

Bu kapsamda işletenin sorumlu tutulabilmesinin şartlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Ortada bir zarar olmalıdır. Zarar, motorlu aracın ya da araçta bulunan yolcunun ya da araç dışındaki bir kişinin malının zarara uğramasıdır. Kişilerin cismani zararları da bu kapsamdadır.
  • Zarar motorlu araç tarafından verilmelidir.
  • Zarara motorlu aracın işletilmesi neden olmalıdır.
  • Zararın meydana gelmesi ile aracın işletilmesi arasında illiyet bağı bulunmalıdır.
  • K.T.K.nun 86. maddesinde sayılı işletenin kusurunu ortadan/azaltan kaldıran haller gerçekleşmemiş olmalıdır.

Av. Özge İNCE

Leave a Reply

Your email address will not be published.